15 Mayıs 2013 Çarşamba

İngilizce Temel Kelimeler ve Örnek Cümleler








a
"Sokaktan bir adam geçti." cümlesindeki -herhangi bir adam,
adamın biri- anlamındaki bir kelimesine karşılık gelir.
Sessiz harfle başlayan kelimelerin önünde kullanılır.
Örnek: My brother is a lawyer. Erkek kardeşim avukattır.
a few
 Sayılabilen isimlerin az bir miktar (çok olmasa bile, yeter miktarda) olduğunu göstermek için
-birkaç tane- anlamına gelen a few kullanılır. İsimlerin çoğul halleriyle kullanılır.
Örnek: I have a few oranges. –Birkaç tane portakalım var.-
a little
 Sayılamayan isimlerle kullanılır ve onların az bir miktar (yeteri kadar) olduklarını gösterir.
Örnek: There is a little fig jam in the box. –Kutuda biraz incir reçeli var.-
a lot of
 Bir çok anlamındadır. Sadece olumlu cümlelerde kullanılır.
Örnek: There are a lot of cars in the street. Caddede birçok otomobiller var.
about
 Hakkında, dair.
Örnek: What do you know about Italy? İtalya hakkında ne bilirsin?
across
 Bir şeyin (enlemesine) bir tarafından diğer tarafına geçiş veya gidişi anlatırken kullanılır.
Örnek: The boat is going across the river. Kayık nehrin bir tarafından öbür tarafına gidiyor.
again
 Bir daha, tekrar, yeniden, yine.
Örnek: Who can get this engine working again? Kim bu motoru yeniden çalıştırabilir?
all
Hepsi, bütün. Örnek: They are all learning English. Hepsi İngilizce öğreniyorlar. 
am
var olmak, bulunmak anlamındaki to be fiilinin cümlenin öznesi I (ben) olduğunda aldığı şekildir.
Genellikle -dir, -dır şeklinde ek olarak tercüme edilir.
Örnek: I am a student. Ben bir öğrenciyimdir.
among
 İkiden fazla şeyin arasında anlamındadır.
Örnek: Our village is among the hills. Köyümüz tepeler arasındadır.
an
"Sokaktan bir adam geçti."
cümlesindeki -herhangi bir adam, adamın biri- anlamındaki bir kelimesine karşılık gelir.
Sesli harfle başlayan kelimelerin önünde kullanılır
Örnek: He is an interesting person. O ilginç bir kimsedir.
another
 Diğer bir.
Örnek: Give me another cup. Bana diğer bir (başka bir) fincan ver.
any
Hiç. -birkaç, biraz- yerine kullanılan some kelimesinin kullanılması gerektiği
soru cümlelerinde -hiç- anlamında kullanılır.
Örnek: Masanın üzerinde birkaç kitap var mı? yerine -Masanın üzerinde hiç kitap var mı?-
There aren't any apples on the table. Masada hiç elma yok.
are
var olmak, bulunmak anlamındaki to be fiilinin cümlenin öznesine göre aldığı şekildir.
Öznenin çoğul olduğu durumlarda kullanılır.
Genellikle -dir, -dır şeklinde ek olarak tercüme edilir.
Örnek: They are nurses. Onlar hemşiredir.
aren't
 Are ve not kelimeleri birleştirilerek aren’t şeklinde yazılabilir.
as
O kadar, aynı derecede, gibi, olarak.
Örnek: You are as intelligent as they. Sen de onlar kadar zekisin.
 …iken, esnasında anlamını verir.
Örnek: As I came here, I saw a big crowd. Buraya gelirken büyük bir kalabalık gördüm.
at
1.       –de, -da anlamındadır. Belirli bir yerde oluşu gösterir.
Örnek: My son is at scholl. Oğlum okuldadır.
2.       Saat ifadelerinde –de eki.
Örnek: I get up at eight o’clock. –Saat sekizde kalkarım.-
3.       Küçük yerler ve bir şehrin semtleri için at kullanılır.
Örnek: Recep’s house is at Kadıköy. –Recep’in evi Kadıköy’dedir.
at all
Hiç, katiyen. Örnek: I am not tired at all. Hiç (katiyen) yorgun değilim.
at once
Derhal, hemen. Örnek: I must go there at once. Oraya derhal gitmeliyim.
be
 Ol. Örnek: Be a good boy. –İyi bir çocuk ol.-
behind
Arkasında
Cümlede to be fiili veya başka fiil kullanılmamışsa –ki eki alır.
Örnek: The dog behind the tree. –Ağacın arkasındaki köpek.-
between
 İki şeyin arasında anlamındadır.
Örnek: There are five villages between the two stations. İki istasyon arasında beş köy var.
bought

buy
 Bir şeyi satın almak.
Örnek: I’ll buy a car. –Bir otomobil alacağım.-
by
1. Bir nakil vasıtasıyla gidiş anlatılırken by kullanılır.
Örnek: I go to school by bus. –Okula otobüsle giderim.-
2.       yanında, yanıbaşında, hemen yanında. Near ön takısından daha fazla yakınlık ifade eder.
Örnek: Our house is by the lake. –Evimiz gölün yanındadır.-
3.       göre anlamını da verir.
Örnek: It is ten o’clock by my watch. Benim saatime göre saat on.
4.       tarafından anlamında da kullanılır.
Örnek: This play is by Shakespeare. Bu piyes Shakespeare tarafındandır.
clock
 Duvar saati, masa saati. Örnek: There is a clock on the table. Masanın üstünde bir saat var.
do
Yapmak. Bir harekette bulunmak anlamında –yapmak- (make fiili ile karıştırılmamalıdır.)
Örnek: What are you doing? -Ne yapıyorsun?-
I am reading a book. – Bir kitap okuyorum.
does
 Do fiili özne tekil olduğu zaman does şeklinde yazılır.
doesn't
 Does ve not kelimeleri birleştirilerek doesn’t şeklinde yazılır
don't
Do ve not kelimeleri  birleştirilerek don’t şeklinde yazılır.
east
 Doğu. Örnek: Kars is in the east of Turkey. Kars, Türkiye'nin doğusundadır.
est
Türkçedeki –en- anlamını vermek için tek heceli veya kısa iki heceli olan sıfatların sonuna –est- eklenir.
Örnek: This is the smallest of the apples. –Bu elmaların en küçüğüdür.- 
every
Her, her bir. Örnek: They come here every day. –Onlar her gün buraya gelir.-
Everybody
 Herkes, her bir. Her ne kadar çoğul bir ifade gibi görünüyorsa da aslında tekildir.
Örnek: Everybody is in the garden. Herkes (her bir şahıs) bahçededir.
Everyone
 Herkes, her bir şahıs. Örnek: Everyone was there. Herkes oradaydı.
everything
 Her şey. Örnek: Did she see everything? Her şeyi gördü mü?
for
için anlamında bir öntakıdır. Örnek: There is a book for Zeynep. Zeynep için bir kitap var.
from
1.       Bir yere doğru yön gösteren to öntakısının zıddı, Türkçedeki "-den, -dan" ekinin karşılığı.
Örnek: Come to the house from the field. -Tarladan eve gel.-
get on
 Bir vasıtaya binme hareketi get fiili ve on öntakısının meydana getirdiği get on deyimi ile anlatılır.
Örnek: The woman is getting on a bus. Kadın otobüse biniyor.
go
 Git. Örnek: Go there. Oraya git.
goes
Özne tekil olduğu zaman, geniş zaman halindeki fiilin sonuna –s- ilave edilir. Fiilin son harfi sesli
harf ise  -es- ilave edilir.
Örnek: My son goes to the station every morning. Oğlum her sabah istasyona gider.
going
 Gitmek fiilinin şimdiki zaman çekimi. Örnek: I am going. Gidiyorum.
get off
Bir vasıtadan inme hareketi get fiili  ve off öntakısının meydana getirdiği get off deyimi ile anlatılır.
Örnek: The boy is getting off the car. Çocuk otomobilden iniyor.
had
 Have –sahip olmak- fiilinin geçmiş halidir.
Örnek: I had a book. –Bir kitabım vardı.-
has
 Sahip olmak anlamındaki have kelimesi he, she, it veya tek bir şahıs veya şey gösteren bir kelime
İle kullanılınca –has- şekline girer. Örnek: He has two legs. İki bacağı var.
have
1. Bir şahıs veya bir şeyin herhangi bir şeye sahip olduğunu anlatmak için,
bu şahıs veya şeyi gösteren kelimenin yanına -sahip olmak- anlamında -have- getirilir.
Örnek: I have a book. Bir kitabım var.
2.       Türkçedeki –kahvaltı etmek, öğle yemeği yemek, çay içmek- anlamını da verir.
Örnek: I have breakfast. –Kahvaltı ederim.-
haven't
Have ve not kelimeleri birleştirilerek -haven't- şeklinde yazılabilir.
he
Erkekler için kullanılan -o- zamiri.
hour
60 dakikalık zamanı ifade eden –(bir) saat- anlamındadır.
Örnek: How many hours are there in a day? Bir günde kaç saat vardır? 
How
 Nasıl, ne kadar. Örnek: How are you? Nasılsınız?
I
 Ben
in
1. içinde.
Türkçede genellikle -içinde- kelimesi yerine ismin sonuna -de, -da eki ilave edilerek
-içinde- kelimesi kaldırılır. Örnek: -sepetin içinde- yerine sepette
The pencils are in the box. Kalemler kutunun içindedir.)
2. Memleket ve şehirlerde bulunuşu anlatırken in öntakısı kullanılır.
Örnek: Hasan Bey’s house is in Adapazarı. –Hasan Beyin evi Adapazarı’ndadır.
3.      Zaman bildiren kelimelerle kullanılır.
Örnek: We’ll go to England in July. –İngiltere’ye Temmuzda gideceğiz.-
in front of
Önünde. Örnek: The teacher is in front of the school. Öğretmen okulun önündedir.
into
1. Türkçedeki "-e,-a" eklerinin karşılığı olan -to- öntakısı kapalı bir yer için
kullanıldığı zaman -into- şeklini alır.
Örnek: Put the chairs into my room, please. Lütfen sandalyeleri odama koy.
2. –ye, -ya. Örnek: They are translating from Turkish into English.
is
var olmak, bulunmak anlamındaki to be fiilinin cümlenin öznesine göre aldığı şekildir.
Öznenin tekil olduğu durumlarda kullanılır.
Genellikle -dir, -dır şeklinde ek olarak tercüme edilir.
Örnek: He is a student. O bir öğrencidir.
isn't
is ve not kelimeleri birleştirilerek isn't şeklinde yazılabilir.
it
o, onu, ona şeklinde tercüme edilebilir. Cansız varlıklar ve hayvanlar için kullanılır.
like
beğenmek, hoşlanmak ve benzer, gibi anlamları vardır.
Örnek: Most boys like football. Çoğu erkek çocuk futboldan hoşlanır.
look for
Aramak, bulmağa çalışmak.
Örnek: I am looking for my pencil.  Kalemimi arıyorum.
look like
 Görünüş olarak benzemek.
Örnek: The two brothers don’t look like each other at all. İki kardeş birbirlerine hiç benzemiyorlar.
made from
 -den yapılmış. Bir şey yapılırken kullanılan ana madde eski niteliğini kaybediyor ve
meydana gelen şeyin içinde görülemiyorsa bu durumda made from deyimi kullanılır.
Örnek: Butter is made from milk. Tereyağ sütten yapılmıştır.
made of
 -den yapılmış. Bir şeyin yapıldığı veya imal edildiği ana madde imal edilen şeyde mevcutsa,
Yani görülebiliyorsa bu durumda made of kullanılır.
Örnek: This table is made of wood. –Bu masa tahtadan yapılmıştır.-
make
 Yapmak. bir şeyi imal etmek, meydana getirmek anlamında –yapmak- (do fiili ile karıştırılmamalıdır.)
Örnek: What are you making? –Ne yapıyorsun?-
I am making a table. –Bir masa yapıyorum.-
making
 Make fiilinin şimdiki zaman çekimi.
many
 Çok, birçok anlamına gelir ve sadece sayılabilen isimlerle kullanılır.
Örnek: There are so many things to see. Görülecek o kadar çok şey var.
more
 Daha, daha çok. Örnek: Would you like some more cake? Biraz daha pasta ister misin?
most
 İkiden fazla heceli veya çift heceli olup da hecelerinden bir tanesi uzun sesli olan sıfatlarda bu
sıfatların önüne most konulur.
Örnek: Hatice is their most careful maid. Hatice onların en dikkatli hizmetçileridir.
much
 Çok anlamına gelir ve sadece sayılması mümkün olmayan isimlerle kullanılır.
Örnek: Is there much milk in the glass? Bardakta çok süt var mı?
must
 Yardımcı fiildir. Fiillerin önüne gelerek o fiilin yapılmasının lüzumlu olduğunu ifade eder.
Türkçeye –meli, -malı olarak tercüme edilir. Örnek: I must go. Gitmeliyim.
near
Yakında,yanında, yakınında.
Örnek: She is sitting near the guide. Rehberin yanında oturuyor.
Memleket söylenirken anlam değişir.
Örnek: I am from Ankara. – Ankara’lıyım.
need
Lüzum, gerek, ihtiyaç. Örnek: The poor man was in need. Yoksul adam ihtiyaç içindeydi.
No
 Hayır.
north
Kuzey. Örnek: Sinop is in the  north of Turkey. Sinop, Türkiye'nin kuzeyindedir.
not
 Değil, yok, olumsuzluk belirten ek. Örnek: They are not tired. Onlar yorgun değildirler.
o'clock
 Vakit bildirirken söylenen –saat üç, saat beş- gibi sözlerdeki –saat- anlamındadır.
Örnek: It’s ten o’clock. Saat ondur.
of
Tamlayanı hayvan veya cansız bir varlık olan isimlerle yapılacak isim tamlamalarında
ise Türkçedeki -in- takısının vazifesini of kelimesi görür.
Örnek: The legs of the table are short. -Masanın bacakları kısadır.-
off
 Kapalı. Örnek: The green light is off. Yeşil ışık sönük (kapalı).
on
Üstünde, üzerinde.
Örnek: I am writing on the blackboard. –Karatahtanın üzerine yazıyorum.-
Haftanın günlerinden önce -on- eki kullanılabilir.
Örnek: Come on Sunday. -Pazar günü gel.-
one
 Türkçede sıfatın sonuna eklenerek yapılan şey İngilizce de one kelimesi ile yapılır.
Örnek: There are two boks on the table. Masamın üstünde iki kitap var.
The yellow one is mine, the red one is my brother’s. Sarısı benimkidir, kırmızısı kardeşimindir.
Muhakkak sıfattan sonra gelir. Sadece sayılabilen isimlerle kullanılabilir.
ones
Tekrar edilmemesi istendiği için ikinci defa geçeceği yere one konulan isim çoğul olduğu takdirde one
yerine ones kullanılır.
Örnek: There are some apples on the table. Masanın üstünde birkaç elma var.
Put the red ones in the basket. Kırmızılarını sepete koy.
Muhakkak sıfattan sonra gelir. Sadece sayılabilen isimlerle kullanılabilir.
or
yoksa, veya, ya da
Örnek: Would you like a cup of tea or coffee? Bir fincan çay mı yoksa kahve mi istersiniz?
other
 Diğer, diğeri.
Örnek: This boy is Tom; the other boy is Bill. Bu çocuk Tom’dur; diğer çocuk Bill’dir.
others
 Diğerleri
Örnek: This vase is better than the others. -Bu vazo diğerlerinden daha iyidir.-
out
 Dışarı, dışarıda.
Örnek: The girl went out of the room. Kız odadan (dışarı) çıktı.
over
 Üstünde, üzerinde. On önekinden farklı olarak gösterdiği şeyin altta bulunan şeye değmeyerek
Daha yukarıda ve tam üstünde anlamındadır.
Örnek: There are black clouds over the hills. Tepelerin üzerinde siyah bulutlar var.
owe
Borçlu olmak. Örnek: How much do I owe you? Borcum ne kadar? 
put on
 Giymek.
Örnek: Put on your hat. Şapkanızı giyiniz.
receive
 Almak. Örnek : We received  your letter last week. Biz geçen hafta sizin mektubu aldık.
round
 Sıfat olarak yuvarlak, daire şeklinde anlamındadır.
Örnek: The ball is round. Top yuvarlaktır.
Öntakı olarak kullanıldığında around öntakısıyla eş anlamlıdır.
Örnek: The girl is running round the house. Kız evin etrafında koşuyor.
shall
 -ecek, -acak. Gelecek zaman cümlelerinde fiillerin sonuna gelen eklerin karşılığıdır. 
I ve We özneleri ile kullanılır.
Örnek: I shall go. –Gideceğim.-
she
Bayanlar için kullanılan -o- zamiri.
some
Çoğul isimlerin önünde bulunur.
Sayının belirtilmesi gerekmediği veya belirtilemeyeceği durumlarda birkaç, biraz anlamında kullanılır.
Sayılamayan isimlerin önünde –biraz, bir miktar- anlamına gelir.
Örnek: some water. –biraz su-
Some kelimesi ayrıca –bazı- anlamına da gelir.
Bu anlamda olduğu zaman genel olarak cümlenin başında olur ve sayılamayan isimlerle hemen
Hemen hiç kullanılmaz.
Örnek: Some lessons are short. Bazı dersler kısadır.
south
 Güney. Örnek: Antalya is in the south of Turkey. Antalya, Türkiye'nin güneyindedir.
take
 Bir şeyi bir yerden almak, elle tutup almak.
Örnek: Don’t take my basket. Benim sepetimi alma.
Take off
 Çıkarmak.
Örnek: Take off your coat. Ceketini çıkar.
than
 -dan. Genellikle ikinci isimden önce gelir.
Örnek: My hat is bigger than your hat. Şapkam senin şapkandan daha büyüktür.
that
 Şu
Örnek: That is a door. Şu bir kapıdır.
-ki
Örnek: He is so strong that he can carry this table. O kadar kuvvetlidir ki bu masayı taşıyabilir.
the
Türkçe karşılığı yoktur.
A kelimesi gibi isimlerin önünde kullanılır.
Önünde bulunduğu ismin söyleyen ve söylenen kişi tarafından bilindiği durumlarda kullanılır.
Örnek: The sun is in the sky. Güneş göktedir.
Bir isimden daha öncede bahsedilmişse ismin önünde -the- kullanılır.
there
 Orada, oraya, orayı. Örnek: Don't go there now. Oraya şimdi gitme.
they
onlar. Soruda these, those, they kelimelerinin hangisi olursa olsun cevapta they kullanılmaktadır.
This
bu, bu kadar
to
Türkçedeki fiil kelimelerinin sonundaki -mek, -mak eklerinin karşılığıdır.
Örnek: to come: gelmek - come : gel 
Fiil kelimelerinin önünde değilse, kendisinden sonraki kelimeye -e, -a ekini getirir.
Örnek: Go to the wall. Duvara git. He went to London. Londra’ya gitti.
under
Altında
Örnek: The dog is sleeping under the chair. Köpek sandalyenin altında uyuyor.
up
 Yukarı, yukarıda. Örnek: The man looked up. Adam yukarı baktı.
used
 Kullanılmış, eski. Geçmişte adet halinde yapmakta olduğumuz hareketleri anlatırken fiil önüne
-used to- getirilir. Örnek: I used to come late. Eve geç gelirdim.
usually
 Çoğunlukla, genellikle. Örnek: She usually finishes early. Genellikle erken bitirir.
was
 To be –olmak- fiilinin geçmiş halidir. I öznesi ve tekil şahıslarla birlikte kullanılır.
were
  To be –olmak- fiilinin geçmiş halidir. Çoğul şahıslarla birlikte kullanılır.
weren't
 Were ve not kelimeleri birleştirilerek weren’t şeklinde yazılır.
west
 Batı. Örnek: İzmir is in the west of Turkey. İzmir, Türkiye'nin batısındadır.
What
1.       Soru kelimesi: ne? Örnek: What is this? –Bu nedir?-
2.       Şahıslarla kullanıldığı zaman –neci, ne iş yapar, mesleği nedir?-
Örnek:  What is your father? –Babanız necidir?-
where
 Nereye, nerede, nereden.
Örnek: Where is the teacher? Öğretmen nerededir?
Cümle içinde bir isimden sonra geliyorsa, -ki orada- anlamına gelir.
Örnek: A bedroom is a place where we sleep. Yatak odası bir yerdir ki orada uyuruz.
who
Kim, kime anlamında soru kelimesidir.
Örnek: Who came here? Buraya kim geldi?
Cümle içinde bir isimden sonra geliyorsa, -ki o- anlamına gelir.
Örnek: A teacher is a man who teaches. Öğretmen bir adamdır ki o öğretir.
will
 -ecek, -acak. Gelecek zaman cümlelerinde fiillerin sonuna gelen eklerin karşılığıdır. 
I ve We özneleri dışındaki şahıslar için kullanılır.
Örnek: He will sleep. –Uyuyacak-
with
1.       ile, beraber. Örnek: I am going with my father. –Babamla gidiyorum.-
2.       kullanarak. Örnek: I write with a pencil. -Bir kalemle yazarım.-
3.       –lı eki : Örnek: the girl with blue eyes is my sister.- Mavi gözlü kız kızkardeşimdir.
Yes
 Evet
you
 Siz, sen

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Bu Blogda Ara