23 Ekim 2013 Çarşamba

Past Perfect Tense (I had gone)

TÜM SINIFLARA AİT DERS ve ÇALIŞMA KİTAPLARI CEVAPLARI İÇİN TIKLAYINIZ

Past Perfect Tense (I had gone)

Past Perfect Tense Türkçe’de "miş"li geçmiş zamanın karşılığı olarak kullanılabilir. Geçmişte olan iki olaydan, daha önce olanını ifade ederken bu tense’i kullanırız. Past Perfect TensePresent Perfect Tense’in geçmiş halidir. Aşağıdaki örnekleri inceleyin.
- This is her first swimming lesson. She is very excited and she doesn’t know what to do. She has never swum before.
  (Bugün onun ilk yüzme dersi. Çok heyecanlı ve ne yapacağını bilmiyor. Daha önce hiç yüzmedi.)
- It was her first swimming lesson. She was very excited and she didn’t know what to do. She had never swum before.
  (Onun ilk yüzme dersiydi. Çok heyecanlıydı ve ne yapacağını bilmiyordu. Daha önce hiç yüzmemişti.)
Present Perfect Tense ile Past Perfect Tense arasındaki farkı anlayabilmek için aşağıdaki iki örneği inceleyiniz.
- I have never seen an elephant. (Daha önce hiç fil görmedim.)
Present Perfect Tense ile kurulan bu cümlede, cümleyi söyleyen kişinin daha önce hiç fil görmediği anlaşılmaktadır.
- I had never seen an elephant. (Daha önce hiç fil görmemiştim.)
Past Perfect Tense ile kurulan bu cümlede ise, cümleyi söyleyen kişinin fili gördüğü anlaşılır. Yani bu cümleyi fili ilk kez gördüğünde söyleyebilir.

PAST PERFECT TENSE YAPI

[HAD] + [PAST PARTICIPLE]

EXAMPLES

- I had studied a little English when I came to the U.S. (İngiltere’ye geldiğimde biraz İngilizce çalışmıştım.)

- They had never met an American until they met John. (John’la tanışıncaya kadar hiç bir Amerikalıyla tanışmamışlardı.)

  PAST PERFECT TENSE "TABLO"
(+) POSITIVE
(-) NEGATIVE
(?) QUESTION
I had played (Oynamıştım)
I hadn’t played (Oynamamıştım)
Had I play (Oynamış mıydım?)
You had played (Oynamıştın)
You hadn’t played (Oynamamıştın)
Had you play (Oynamış mıydın?)
He had played (Oynamıştı)
He hadn’t played (Oynamamıştı)
Had he play (Oynamış mıydı?)
She had played (Oynamıştı)
She hadn’t played (Oynamamıştı)
Had she play (Oynamış mıydı?)
It had played (Oynamıştı)
It hadn’t played (Oynamamıştı)
Had it play (Oynamış mıydı?)
We had played (Oynamıştık)
We hadn’t played (Oynamamıştık)
Had we play (Oynamış mıydık?)
They had played (Oynamışlardı)
They hadn’t played (Oynamamışlardı)
Had they play (Oynamışlar mıydı?)
KULLANIM
►  Past Perfect Tense, geçmişte meydana gelen iki olaydan birisinin, diğerine göre daha önce bitmiş olduğunu ifade etmek için kullanılır. Aynı zamanda geçmişte yaşanan bir eylemin belirli bir zamandan önce olduğunu söylemek için de kullanılır.

EXAMPLES:
- The woman had died until the doctor arrived. (Doktor varana kadar kadın ölmüştü.)

- I had never seen such a nice beach before I went to Side. (Side’ye gitmeden önce böyle güzel bir sahil görmemiştim.)

- Had you ever visited the U.S. before your trip in 1992? (1992 yılındaki seyahatinden önce hiç Amerika’ya gitmiş miydin?)
- Yes, I had been to the U.S. once before in 1988. (Evet, 1998’den önce Amerika’da bulunmuştum.) 
When I got home yesterday, my mother had already cooked the dinner. (Dün eve vardığımda, annem yemeği yapmıştı.)
By the time we got to the theatre, the play had already started. (Tiyatroya vardığımızda, oyun başlamıştı.)

I had read a lot about Scotland before I went there. (İskoçya’ya gitmeden önce hakkında çok şey okumuştum.)
► Geçmişte belirli bir eylem veya zamandan önceki süreci anlatmak için de Past Perfect Tense kullanılır.
EXAMPLES:

We had had that car for ten years before it broke down. (Bu araba bozulmadan önce on yıl bizimdi.)

By the time Alex finished his studies, he had been in London for over eight years. (Alex çalışmalarını bitirdiğinde sekiz yıldan fazla zamandır Londra’da bulunmaktaydı.)
When Sam was born, I had been a doctor for 10 years. (Sam doğduğunda, ben 10 yıllık doktordum.)

My son had already learnt how to read by the time he started the primary school. (Oğlum ilkokula başladığında zaten okumayı öğrenmişti.)
► Past Perfect Tense geçmişte ard arda gerçekleşen iki olaydan daha önce olanını anlatmak için kullanılır. Bu eylemlerden sonra olan Simple Past Tense ile ifade edilir. Aslında birçok durumda Past Perfect Tense kullanılmayabilir. Fakat cümlenin iki anlamlı olmasını engellemek için bu zaman kullanılmaktadır.
- When I came home, my mother had left. (Eve geldiğimde annem çıkmıştı.)
Yukarıdaki cümlede eylemlerin oluş sırasına bakalım.
Birinci eylem - My mother left
İkinci eylem - I came home
Yani eylemler ilk önce annem evde çıktı, sonra ben eve geldim şeklinde sıralanabilir.
- When I came home, my mother left. (Eve geldiğimde, annem çıktı.)
Şimdi de yukarıdaki cümlelerin oluş sırasına bakalım.
Birinci eylem - I came home
İkinci eylem - My mother left
Yani eylemler ilk önce ben geldim, sonra annem çıktı şeklinde sıralanır. Görüldüğü gibi simple past tense ilepast perfect tense kullanımı arasındaki fark eylemlerin oluş sırası açısından gayet belirgindir.
► Cümlede before ya da after kullanılıyor ise, hangi eylemin daha önce gerçekleştiği zaten belli olduğu için past perfect tense kullanılmayabilir. Bu cümlelerde past perfect yerine simple past kullanımı anlam farkına neden olmaz.
- After the meeting (had) finished, everybody went home. (Toplantı bittikten sonra herkes evine gitti.)

- Jack (had) left before I got to the office. (Ben ofise gitmeden önce Jack çıkmıştı.)

- After the old man (had) died, the doctor came. (Yaşlı adam öldükten sonra doktor geldi.)

► Yapmayı planladığımız veya ümit ettiğimiz ancak yapamadığımız eylemleri anlatmak için de Past Perfect Tense kullanılır.
 I had wanted to visit the gallery before I left Paris, but it’s closed on Sundays. (Paris’ten ayrılmadan önce galeriyi ziyaret etmek istemiştim, ama Pazar günleri kapalıymış.)
- Jane had hoped to retire at 60, but they persuaded her to stay on for a few more years. (Jane 60 yaşında emekli olmayı ümit etmişti ama birkaç yıl daha devam etmesi konusunda ikna ettiler.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder